Türk kadını için deklanşöre bastı

05 Ağustos 2017 Aydınlık Gazetesi Müjde Oktay Röportajım

Türk kadını için deklanşöre bastı

Asıl mesleği avukatlık olan Dilek Yurdakul Uyar, bu yıl National Geographic Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda en iyi fotoğraf ödülünü kazandı.

MÜJDE OKTAY

Dilek Yurdakul Uyar, önüne çıkan pek çok engele rağmen hayallerinden vazgeçmedi. Mesleği olan avukatlığı kendi ifadesiyle ‘Daha az avukat daha çok fotoğrafçı’ olmaya karar verdiği günden beri ikinci plana attı ve o günden sonra fotoğraf tutkusunun peşinden giderek büyük başarılara imza attı.

Günlük hayatın yoğunluğunda fotoğraf çekmeyi derin bir nefes almaya benzeten Uyar, bu alanda kendini geliştirmek için çok çalıştı. İzledi, okudu ve en önemlisi bekledi. Fotoğrafı öğrendiği ustalardan sabrın sonunun selamet olduğunu bilmek onu bu yolda daha istekli hale getirdi. Bu sene National Geographic Uluslararası Fotoğraf yarışmasının “İnsanlar” kategorisinde en iyi fotoğraf ödülünü kazandı. Uyar, avukatlığı ikinci plana atarak fotoğraf çekme tutkusunun peşinden nasıl gittiğini Aydınlık’a anlattı.

Fotoğrafçılık macerasının duruşma saatini beklediği bir gün başladığını ve o günün kendisi için aslında bir dönüm noktası olduğunu belirten Uyar söze başlıyor: “2010 yılında Çağlayan Adliyesi’nde duruşma saatine epey zaman varken çıkıp dolaşmaya başladım. O dönemlerde de fotoğraf makinesi çok modaydı. Ben de Hayyam’dan bir fotoğraf makinesi aldım. İyi bir makine alınca çok iyi fotoğraflar çekeceğimi sanıyordum. Oğlumun anaokulundaki mezuniyet töreninde ilk fotoğraflarımı çektim. Ama işin fotoğraf makinesinde olmadığını gördüm çünkü fotoğrafların hepsi bulanık çıkmıştı. Fotoğrafçılık kursuna gitmeye karar verdim.”

‘KAPİTALİST SİSTEMİN PARÇASI OLMAK İSTEMEDİM’

Uyar, kursa gitmeye karar vermiş ama fotoğraf çekmeyi öğrendikten sonra önündeki engeller yüzünden yıllarca deklanşöre basamamış. Aklı her zaman fotoğraf çekmekte olan Uyar, çareyi köklü bir değişiklikte bulmuş. Uyar, daha az avukat, daha çok fotoğrafçı olma dönemine nasıl geçtiğini ise şöyle anlatıyor: “Kursa gittim güzel bir eğitim aldım ama fotoğraf çekmeye vaktim yoktu. Anneydim, avukattım. Zaman sorunum ve büyük sorumluluklarım vardı. Önceliğim çocukların bakımı ve avukatlıktı. Sadece duruşmalar için şehir dışına çıktığımda duruşmalardan arta kalan zamanda fotoğraf çekebiliyordum. Böylesi de hiç verimli olmuyordu. 2 buçuk sene önce hayatı sorgulamaya başladım. Ben ne yapıyorum diye. Kendime verdiğim cevap ise şuydu: Sabah kalkıyorum ofise gidiyorum, çalışıyorum. Akşam eve geliyorum, çocukların ödevleri ve evle ilgileniyorum. Sonra tekrar ofise gidiyorum ve hayatım bu döngü içinde akıp gidiyordu. Çok güzel paralar kazanıyordum, bu paraları çok güzel mobilyalar, marka eşyalar almak için kullanıyordum. Ama ne sinemaya gidebiliyordum ne de en büyük tutkum olan fotoğrafı çekebiliyordum. Mutsuzdum, çünkü kapitalist sistemin çarkı içinde dolanıp duran bir fare gibiydim.

Bu böyle olmayacak bir şey yapmam lazım dedim. Ofisteki bütün dosyalarımı ve davalarımı arkadaşlarıma bıraktım. Sadece iş yükü çok hafif olan bir dosyayı aldım. İşimi tutkuma göre ayarladım ama ailemi de buna hazırlamam gerekiyordu. Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. Fotoğrafa tek başına nasıl gideceksin? Yanında kimler olacak gibi soruları hem eşten hem de kadını ikinci planda gören toplumdan alıyorsun. Bu sorunların üstesinden mücadele ve azimle geldim. Eş ikna edildi, aile düzeni ona göre oturtuldu. Eşim de içimdeki fotoğraf tutkusunu görünce beni anlayıp destek olmaya başladı. Sonra yarışmalara katılmaya başladım.”

‘ÜLKEMİ TEMSİL ETMENİN GURURUNU YAŞIYORUM’

İlk uluslararası ödülünü Sony’den alan Uyar sözlerine şöyle devam etti: “2016’da Sony’nin Dünya Fotoğrafçılık Yarışması’ında 108 bin fotoğraf arasında ilk 50’ye girerek Övgüye Değer Sanatçı Ödülü’nü aldım. Aynı yarışmanın ulusal kategorisinde de ikinci oldum. Fotoğraflarımın neredeyse hepsini Türkiye’de çektim. National Geographic’e başvurunun son günü katıldım. Birinci olduğuma dair epostayı aldığımda ise çok mutlu oldum. Daha önce National Geographic’de birincilik ödülünü kazanan Türk kadın fotoğrafçı yok. Ben ilk oldum. Ülkemi temsilen aldım bu ödülü. Türkiye’nin adını güzel işlerle duyurmuş olmanın gururu çok başka, tarif edilemez. Çok mutlu ve guruluyum.”

‘TÜRK KADINI İSTERSE HER ŞEYİ BAŞARIR’

Uyar’ın Türk kadınına da değerli tavsiyeleri var: “Kadın olmanın çok zor olduğu bir toplumda kadınları temsilen aldım birincilik ödülünü. Kadınların yeri evde oturmak, beyinin emrinde olmak değil. Kadınların her alanda mücadeleci olması lazım. Türk kadını isterse her şeyi başarır. Toplumda kadınlarımızın önünü kesmek için pek çok engel var. Kadın hep ikincil plana atılmaya çalışılıyor. Kadınlar, bu yeri kabul etmemeli ve emeğiyle, dişiyle tırnağıyla hayattan tuttuğunu koparmalı.”

‘AMATÖR KALMAK İSTİYORUM’

Profesyonel olmadığını ve her zaman amatör bir fotoğrafçı olarak kalmak istediğini vurgulayan Uyar, “Hayattan, hayata rağmen çalmak için fotoğraf çekiyorum. Avukatlık çok zor bir meslek. Adliye koridorlarının içimde oluşturduğu soğukluğu çektiğim fotoğraflarla ısıtmaya çalışıyorum. Bu işten hiçbir zaman para kazanmayı düşünmüyorum. Bu bir tutku benim için. Eğer para kazanmaya başlarsam işin boyutunun ve renginin değişeceğinden korkuyorum” dedi.

Share your thoughts

error: please contact © F. Dilek Uyar !!